Bu sabah, mfc'nin müstakbel evini görmeye gitmek niyetiyle çıktık evden. (Kardeşcağızım büyüdü de damat oluyor :p) Ben şehrin bir ucundayım zaten. Mfc de diğer ucunda olacak. Allah'tan ablam ortada.
Bir uçtan bir uca gitmek için yeterince erken çıkmamışız meğer. Biz de rotamızı değiştirip Eminönü'ne gitmeye karar verdik. Kadıköy'den vapura binmeden önce iskeledeki İstanbul Kitapçısı'nı gezdik. "İstanbul'un 100 .....sı" serisi kitaplar ve Aslı Sancar'ın Osmanlı Kadını isimli çalışması beni en çok oyalayan eserler oldu.
Vapur yolculuğu, portakal suyu ve gazete eşliğinde geçti. Yeni Şafak'ın İstanbul ekindeki Eyüp "belediye çalışanı" ve hanımıyla yapılan röportajı tebessümle okuduk. 5 kız çocuklu bir ev nasıldır acaba? :) Yalnız, Yeni Şafak ne kadaaar değişti ya hu. Ekteki yazarlardan biri feng shui anlatıyordu detaylı detaylı.
Sirkeci'de Hayyam Pasajına girdik evvelen. Birkaç dükkana sorduk çıktık. Bugün yapabilirim, diyen dükkana bıraktık fotoğraf makinesini. Aylardır bozuk duruyordu. Açılmıyordu makine. Biz Gülhane'deki İslam Bilim Tarihi müzesini gezerken arayıp bilgi verdi adam. Beslemesinde ve flaşında sorun varmış. 70 tlye olur dedi. 50 tlye kadar bir maliyet olursa aramadan yaparız. Onun üstü bir fiyat olursa arayıp bilgi veriririz. Tamam derseniz, tamiratı yaparız demişti. Yapın, dedik. İdare etsin bizi biraz daha. Sormuştum zaten diğer dükkanlara da, yenisini mi alayım, tamir mi olsun diye. Bu model iyi bir model. Yenileri aynı kalite olmayabilir dedilerdi.
Biz fena kahve düşkünü olduk bu arada. Dönüşte taze kahvelerimizi de aldık Mehmet Efendi'den. Yanına çifte kavrulmuş lokumdur, cezeryedir..
kendimce...
Pazar, Şubat 19, 2012
Salı, Şubat 07, 2012
saatsiz odalar beni huzursuz eder
*Ben diyorum ki her odada bir saat olmalı. İnsan başını çevirdiğinde saati görebilmeli. Zamana bigâne kalmamalı.
*Zaten bir duvar saati hele ki salon için olmazsa olmaz bir aksesuar, bence. Oturma odaları ve mutfak için ise bilfiil ihtiyaç. Hele ki şimdilerde ne güzel ne güzel saatler varken insanlar neden evlerinde saat bulundurmaz anlamıyorum.
*Saat demişken, bizim evdeki saatler hep hediye :) Mutfak saati müeddibe'den. Salondaki saat, kurstaki hanımların bana öğretmenler günü hediyesi. Oturma odasındaki saat mobilyacının hediyesi. Saatteki reklam kısmını kamufle ettik. Yatak odasındaki alarmlı saat de Osmn Öztürk Hoca'nın hediyesi.
*Pili biten saatler, ileri- geri alınmamış saatler beni huylandırır. Saatin aslî vazifesini ihmale sebep olan bu şartlar vukua geldiğinde derhal gereken tedbirler alınmalıdır ;)
*Saatler kadar önemsediğim ve gözümün aradığı bir diğer obje de takvimler. Saatli maarif takvimi mutfakta, Diyanet'in aylık takvimi oturma odasında, Vakıflar'ın Mihrap temalı takvimi (şu an için) salonda ikamet ediyor.
*Zaten bir duvar saati hele ki salon için olmazsa olmaz bir aksesuar, bence. Oturma odaları ve mutfak için ise bilfiil ihtiyaç. Hele ki şimdilerde ne güzel ne güzel saatler varken insanlar neden evlerinde saat bulundurmaz anlamıyorum.
*Saat demişken, bizim evdeki saatler hep hediye :) Mutfak saati müeddibe'den. Salondaki saat, kurstaki hanımların bana öğretmenler günü hediyesi. Oturma odasındaki saat mobilyacının hediyesi. Saatteki reklam kısmını kamufle ettik. Yatak odasındaki alarmlı saat de Osmn Öztürk Hoca'nın hediyesi.
*Pili biten saatler, ileri- geri alınmamış saatler beni huylandırır. Saatin aslî vazifesini ihmale sebep olan bu şartlar vukua geldiğinde derhal gereken tedbirler alınmalıdır ;)
*Saatler kadar önemsediğim ve gözümün aradığı bir diğer obje de takvimler. Saatli maarif takvimi mutfakta, Diyanet'in aylık takvimi oturma odasında, Vakıflar'ın Mihrap temalı takvimi (şu an için) salonda ikamet ediyor.
Çarşamba, Ekim 12, 2011
önce özetler
* kardeşim askerdeyken nişanlandım. abim askerdeyken evlendim.
*abim yurda dönüş yaptı. mezun olduğu üniversitede göreve başladı.
*babam, istanbul ticaret üniversitesinde göreve başladı.bir kaç gün sonra istifa etti.
*ayşe, tavşan aldı. adını piraye koydu.
*nasipse annem,babam,halam hacca gidiyorlar.
*ikâmetim kartal'da, işim (hâlen) çayırova'da.
*abim yurda dönüş yaptı. mezun olduğu üniversitede göreve başladı.
*babam, istanbul ticaret üniversitesinde göreve başladı.bir kaç gün sonra istifa etti.
*ayşe, tavşan aldı. adını piraye koydu.
*nasipse annem,babam,halam hacca gidiyorlar.
*ikâmetim kartal'da, işim (hâlen) çayırova'da.
Perşembe, Ocak 27, 2011
bugün hava çok güzeldi Allahım, teşekkür ederim.
güneş vurdu yüzüme
pencereyi açtım
ezanı işittim
kuşlar öttü
yürüdüm
fatura yatırdım
anahtar çoğalttım
saatime pil taktırdım
yürüdüm
kaknüs'e girdim
kitap baktım
kitap aldım
ayraç aldım
yürüdüm
çorap baktım
zeynep'e eldiven aldım
yürüdüm
dergi baktım
sıkma portakal içmek istedim
para çekemedim
yürüdüm
üsküdar'ı gördüm
mihrimah'ta namaz kıldım
caminin önündeki teyzeden şal aldım
otobüse bindim
paşalimanında indim
koruya çıktım
boğazı seyrettim
iç çektim
özlem çektim
çayla kurabiye aldım
simit kalmamış
boşalan masaların tabaklarını kaçıran kargaları seyrettim
onlara gülümsedim
süleymaniyeyi seyrettim
asker kardeşim hatırıma düştü
özledim
çayımdan bir yudum aldım
yan masadaki kediyi seyrettim
peynir kutusunu yalıyordu ha gayret
merdivenleri indim
istanbul'u sevdim
bugünü sevdim
yürüdüm
üsküdar'a doğru
sahil boyu
güneş kızardı
güneş küçüldü
hatırladım
"sakın ey nur-i didem geçmesi beyhude ömrün
çalış halin müsaitken bilinmez çünkü encamın"
pencereyi açtım
ezanı işittim
kuşlar öttü
yürüdüm
fatura yatırdım
anahtar çoğalttım
saatime pil taktırdım
yürüdüm
kaknüs'e girdim
kitap baktım
kitap aldım
ayraç aldım
yürüdüm
çorap baktım
zeynep'e eldiven aldım
yürüdüm
dergi baktım
sıkma portakal içmek istedim
para çekemedim
yürüdüm
üsküdar'ı gördüm
mihrimah'ta namaz kıldım
caminin önündeki teyzeden şal aldım
otobüse bindim
paşalimanında indim
koruya çıktım
boğazı seyrettim
iç çektim
özlem çektim
çayla kurabiye aldım
simit kalmamış
boşalan masaların tabaklarını kaçıran kargaları seyrettim
onlara gülümsedim
süleymaniyeyi seyrettim
asker kardeşim hatırıma düştü
özledim
çayımdan bir yudum aldım
yan masadaki kediyi seyrettim
peynir kutusunu yalıyordu ha gayret
merdivenleri indim
istanbul'u sevdim
bugünü sevdim
yürüdüm
üsküdar'a doğru
sahil boyu
güneş kızardı
güneş küçüldü
hatırladım
"sakın ey nur-i didem geçmesi beyhude ömrün
çalış halin müsaitken bilinmez çünkü encamın"
Pazar, Aralık 12, 2010
kurstan havadisler
az önce yazdım ya bir şeyler, yine yazasım geldi...
kursta hayat karmaşıktı. yeni yeni düzen oturttuk.
*haziranda göreve başladığımda benim haricimde 3 hoca daha vardı. şimdi 3'ü de yok.
*kursun müdürü, 23 yıldır orada görev yapan bir hocahanımdı. şimdi yönetici koltuğunda çaylak hoca zrc var.
*yazın benim sınıfım güneş almayan, sadece tavana yakın küçük üst camları olan bir sınıftı. gerçi yaz için fena değildi belki de, aşırı sıcak olmuyordu ama havasız oluyordu. lakin ben gün ışığını severim. içeriye dolsun isterim. o zamanki müdüre hanımın sınıfının iki duvarı bol pencereli olunca imrenmiştim. şimdi o sınıfta ben devam ediyorum.
*23 yıllık bir düzeni devralmak zor oluyor doğrusu. ilk haftalarda "nrşn hoca yok mu?", "nghn hoca yok mu?" sorularıyla bunaldım.
*kursun temizliğiyle, çayıyla, kaloriferiyle ilgilenen sher teyze'nin devam etmesini istemedi mftü bey. o işlerin de rayına oturtulması ayrı bir süreç. diğer hocahanım benden daha titiz, ve canı tez biri Allah'tan. birkaç gün öğrencilerin yardımıyla büyük temizlik yapıldı ders aralarında. karman çorman bir hale gelen toplantı salonu düzene sokuldu. her gün bizden sonra idare masasına taht kuran fareler kapı dışarı edildi. öğrenciler arasında çay ve temizlik nöbeti başladı.
*hafızların sınıfı ve evi öğrenci azlığı ve başka sair sebeplerle dağıldı. az tantana kopmadı :/
*bana ve diğer sözleşmeli arkadaşlara ayda bir vaaz vazifesi verildi. aile irşat bürosu açma gayretlerinde mftü bey. orası açıldı mı orda da görev vermeyi planlıyor bize. etimizden,sütümüzden,yünümüzden istifade etme gayretinde. ilk vaazda çok heyecanlıydım. ikincide dilim biraz daha açıldı. sınıf ortamında hocalık yapmakla camide vaizelik yapmak daha farklı.
kursta hayat karmaşıktı. yeni yeni düzen oturttuk.
*haziranda göreve başladığımda benim haricimde 3 hoca daha vardı. şimdi 3'ü de yok.
*kursun müdürü, 23 yıldır orada görev yapan bir hocahanımdı. şimdi yönetici koltuğunda çaylak hoca zrc var.
*yazın benim sınıfım güneş almayan, sadece tavana yakın küçük üst camları olan bir sınıftı. gerçi yaz için fena değildi belki de, aşırı sıcak olmuyordu ama havasız oluyordu. lakin ben gün ışığını severim. içeriye dolsun isterim. o zamanki müdüre hanımın sınıfının iki duvarı bol pencereli olunca imrenmiştim. şimdi o sınıfta ben devam ediyorum.
*23 yıllık bir düzeni devralmak zor oluyor doğrusu. ilk haftalarda "nrşn hoca yok mu?", "nghn hoca yok mu?" sorularıyla bunaldım.
*kursun temizliğiyle, çayıyla, kaloriferiyle ilgilenen sher teyze'nin devam etmesini istemedi mftü bey. o işlerin de rayına oturtulması ayrı bir süreç. diğer hocahanım benden daha titiz, ve canı tez biri Allah'tan. birkaç gün öğrencilerin yardımıyla büyük temizlik yapıldı ders aralarında. karman çorman bir hale gelen toplantı salonu düzene sokuldu. her gün bizden sonra idare masasına taht kuran fareler kapı dışarı edildi. öğrenciler arasında çay ve temizlik nöbeti başladı.
*hafızların sınıfı ve evi öğrenci azlığı ve başka sair sebeplerle dağıldı. az tantana kopmadı :/
*bana ve diğer sözleşmeli arkadaşlara ayda bir vaaz vazifesi verildi. aile irşat bürosu açma gayretlerinde mftü bey. orası açıldı mı orda da görev vermeyi planlıyor bize. etimizden,sütümüzden,yünümüzden istifade etme gayretinde. ilk vaazda çok heyecanlıydım. ikincide dilim biraz daha açıldı. sınıf ortamında hocalık yapmakla camide vaizelik yapmak daha farklı.
hayırlara karşı
bir kaç gündür kursa gelmeyen öğrencime cuma günü geldiğinde "hayırdır, nerelerdesin?" diye sordum. "düğünümüz vardı hocam, teyzemin oğlu evlendi" dedi. evlenen evlenene. her hafta bir ya da bir kaç kişi düğün hazırlığı sebebiyle gelmiyor :) dedim, "Allah Allah herkes düğünde dernekte, ben de yapacağım bir düğün".
"inşallah hocam, inşallah" dedi hanımlar gülümseyerek.
aysel teyze biraz hüzünlendi. "hocam bizi okut, bitirt de ondan sonra inşallah"
amanıınn seviliyor muyum ne? ;)
"inşallah hocam, inşallah" dedi hanımlar gülümseyerek.
aysel teyze biraz hüzünlendi. "hocam bizi okut, bitirt de ondan sonra inşallah"
amanıınn seviliyor muyum ne? ;)
Salı, Aralık 07, 2010
"haftanın kardeşi" benim!
abim diyor ki:
Kusura bakma Zeynepcigim,
Bu ara cok yogundum senin mesajı cevaplayamadım. Bu biraz da şundan oldu: Bu tezi çok daha önce bitirmen gerektigi için gec bitirmiş olman gereken ilgiyi göremedi. Hani şöyle geregince çalışıp erkenden bitirseydin, daha farklı bir reaksiyonumuz olurdu. :)
Mamafih, tezin oybirligiyle kabul edildigine göre iyi bir iş çıkarmış olmalısın ki "muttefikun aleyh" benzeri bir şekilde teveccüh görmüş.
Tebrik ederim, kardeşim benim :)
Çalışmandan bir kuple de olsa okumak isteriz.
Akademik çalışmanın nasıl bir disiplin gerektirdiğini, bu çalışmalarda kazandıgın birikimi hayatta da tatbik etmenin seni daha planlı programlı yapacagını biraz dahi olsa tecrübe etmiş olmanı dilerim...Seni bu "Haftanın Kardeşi" ilan ediyorum.
Ne yazık ki unvanın gelecek haftaya kadar, ondan sonra haftanın kardesi Mehmet olacak...
Kusura bakma Zeynepcigim,
Bu ara cok yogundum senin mesajı cevaplayamadım. Bu biraz da şundan oldu: Bu tezi çok daha önce bitirmen gerektigi için gec bitirmiş olman gereken ilgiyi göremedi. Hani şöyle geregince çalışıp erkenden bitirseydin, daha farklı bir reaksiyonumuz olurdu. :)
Mamafih, tezin oybirligiyle kabul edildigine göre iyi bir iş çıkarmış olmalısın ki "muttefikun aleyh" benzeri bir şekilde teveccüh görmüş.
Tebrik ederim, kardeşim benim :)
Çalışmandan bir kuple de olsa okumak isteriz.
Akademik çalışmanın nasıl bir disiplin gerektirdiğini, bu çalışmalarda kazandıgın birikimi hayatta da tatbik etmenin seni daha planlı programlı yapacagını biraz dahi olsa tecrübe etmiş olmanı dilerim...Seni bu "Haftanın Kardeşi" ilan ediyorum.
Ne yazık ki unvanın gelecek haftaya kadar, ondan sonra haftanın kardesi Mehmet olacak...
Pazar, Kasım 07, 2010
insanlar konuşa konuşa
ablamlar komşudaydı. kapı çaldı. açtım. muhsin gelmiş tek başına.
-hayırdır Muhsin?
-Süeda'ya küstüm!
5 dakika sonra baktım kapıyı açmış, gitmeye koyuluyor.
-ee nereye Muhsin?
-onlarla iletişim kurucam.
-hayırdır Muhsin?
-Süeda'ya küstüm!
5 dakika sonra baktım kapıyı açmış, gitmeye koyuluyor.
-ee nereye Muhsin?
-onlarla iletişim kurucam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)